MANŞET!

KUR’AN NASIL OKUNUR VE DİNLENİR?

KUR’AN NASIL OKUNUR VE DİNLENİR? Karanlıklardan aydınlığa çıkalım, (Hadid 9) en doğru yolu bulalım (İsra 9) diye biz kullarına Kitabullah...

12.06.2017

KATAR

KATAR?
Bir tarafta Suud-i Amerika, hemen yanında Darbeci Sisi? Kuyruğuna takılmış daha bilmem kimileri!
Hedef? Katar!
Sebep? Teröre destek veriyormuş! 
Kim diyor bunu? Terörbaşı USA ve Uşakları!
Aptalız ya yutacaazz!
De gett!..

Peki Türkiye olarak ne yapmalı?
Her şeye rağmen Suudi USA, İran ve hatta Rusya ile temasa geçip Amerikan İti'nin bu iğrenç oyunu bi şekilde bozulmalı... Maalesef Kurtlar Sofrası'ndayız. Tayyibin işi zor Rabbim yardımcısı olsun...
Mesele Katar meselesi değil yeğen hala anlamadın mı? Terörün bizatihi kendisi At Hırsızı Amerikan Conisi, Ortadoğu'da yaptığı bunca pisliklerin faturasını da Körfez'e ödettirecek?! Mendeburun ekonomisi dip yaptı çünkü!
Ha şunu da unutmayın: "Ülkeler küfürle ayakta durur da zulümle asla!"
Senin de ecelin yaklaştı Amerika, biraz daha horozlan bakalım!

23.05.2017

SAKIN BU HİKAYEYİ OKUMAYIN... LÜTFEN! EVE YÜRÜYÜŞ

SAKIN BU HİKAYEYİ OKUMAYIN... LÜTFEN!
               EVE YÜRÜYÜŞ
YAZAR: Jason Bocarro
İspanya’nın güneyinde, Estopana adlı küçük bir kasabada büyüdüm. Onaltı yaşındayken bir sabah babam benden kendisini arabayla 30 kilometre uzaklıktaki bir köye götürmemi istedi. Onu köye bıraktıktan sonra arabayı bakım için yakındaki bir tamirhaneye götürüp bırakmam gerekiyordu. Araba kullanmayı yeni öğrenmiştim ve kullanmak için de pek fırsat çıkmıyordu. Onun için hemen kabul ettim.
Babamı istediği köye götürdüm ve öğleden sonra 4´de almaya söz verdim. Sonra arabayı, tamirhaneye bıraktım. Birkaç saat zamanım vardı. Ben de, tamirhanenin yakınındaki bir sinemada bir iki film izlemeye karar verdim. Fakat bu işten o kadar keyif aldım ki, bir iki derken ipin ucu kaçtı. Son filmi izledikten sonra saate baktığımda saatin 6 olduğunu gördüm. İki saat geç kalmıştım.
Film izlediğimi bilse babamın kızacağını biliyordum. Bir daha arabayı kullanmama izin vermezdi. Ona tamirhanede arabanın işinin uzun sürdüğünü söylemeye karar verdim.
Buluşacağımız yere vardığım zaman babamın köşede oturduğunu gördüm. Geç kaldığım için özür diledikten sonra ona arabanın işinin uzun sürdüğünü söyledim. Bunun üzerine bana nasıl baktığını unutamam. Babam:

İŞTE BUNU OKUYUN... İÇİNİZ FERAHLAR... VALLAHİ BAK!

İŞTE BUNU OKUYUN... İÇİNİZ FERAHLAR... VALLAHİ BAK!
VAHŞİ'NİN PEK BİLİNMEYEN YÖNÜ (1)
  
Hz Peygamber (s.a.v.) Mekke’nin fethinden sonra Vahşi bin Harb'e haber göndererek onu da İslâm'a davet etti Vahşi, Hz Peygamber’e (s.a.v.) şu haberi gönderdi:
 "Ya Muhammed! Beni İslam'a nasıl davet edersin? Sen her yerde: “insan canına kıyan veya Allah'a ortak koşan veya zina eden bir kimse mahşer gününde günahlarıyla karşı karşıya gelir Kıyamet gününde azabı kat kat arttırılır Cehennemde ebediyyen kalır,” diyorsun. (Bkz. Furkan 25/68-69) Halbuki bende bu günahların hepsi var?!”
 Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) O’na şu ayetle cevap gönderdi:

إِلا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحاً فَأُوْلَئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللَّهُ غَفُوراً رَّحِيماً

“Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”[2]

Bunları duyan Vahşi:
 "Bu ifadede ‘ancak tevbe eden, iman edip salih amel işleyenler istisna’ diyor. Bu benim için çok zor bir şart. Belki de ben buna güç yetiremeyeceğim?”
Resulullah (s.a.v.) bunun üzerine O’na şu ayeti haber verdi:

إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاءُ

"Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar.”[3]
Vahşi:
“İyi ama bu da Allah'ın isteğinden sonra oluyor Allah beni affeder mi affetmez mi, ben bunu nereden bileceğim?”
Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!

ÖĞRETMENLİK AMENTÜM

ÖĞRETMENLİK AMENTÜM
UNUTMA!

BİRİNCİ KURAL: NAZİK OL...  HEP GÜLÜMSE AMA YILIŞMA... ZİRA : 

وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلٖيظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ

"Eğer sen onlara KABA ve KATIYÜREKLİ davransaydın etrafından dağılır giderlerdi."

Kur’an-ı Kerim – Ali imran 3/159



İKİNCİ KURAL: BİLGİLİ OL VE DAİMA ÜZERİNE EK YAP... KENDİNİ DEVAMLI FORMATLA...  İKİ GÜNÜNÜ EŞİT TUTMA YOKSA KAYBEDERSİN... ZİRA: 

اُدْعُ اِلٰى سَبٖيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ


"Rabbinin yoluna HİKMETLE, GÜZEL ÖĞÜTLE davet et."

Kur’an-ı Kerim – Nahl 16/125

ABDESTSİZ KUR’AN OKUMAK

ABDESTSİZ KUR’AN OKUMAK VE KUR’AN’A DOKUNMAK MI? - HEM OKUYABİLİR HEM DE DOKUNABİLİRSİN !!!
Konuyla İlgili Rivayetler: 

1- Hz. Ali: “Resûlullah (s.a.v.) cünüplük durumu hariç, her halimizde bize Kur’an okutup talim ederdi.”[1]
2-“Resûlullah (s.a.v.) tuvaletten çıktıktan sonra abdest almaksızın Kur’an okur, bizimle yemek yerdi. Cünüp halinden başka hiçbir şey O’nunla Kur’an arasına perde olmazdı.”[2]
3- Abdullah İbn-i Abbas: “Resûlullah (s.a.v.) birgün tuvaletten çıkıp ellerini yıkamıştı. Bu arada kendisi için yemek de hazırlanmıştı. Orada bulunanlardan biri:
“Ey Allah’ın Elçisi!” dedi. “ Abdest almanız için su getirelim mi? “
Resûlullah (s.a.v.): “Ben ancak, namaz kılacağımda abdest almakla emrolundum” buyurdu.
Diğer bir rivayette: Namaz mı kılacağım ki abdest alayım buyurdu.[3]
4-Hz. Ömer, Kur’an okuyan bir topluluğun arasında bulunuyordu. Bir ara tuvalete gidip geldi. Sonra tekrar Kur’an okumaya başladı. Bir adam dedi ki: “Ey Mü’minlerin Emiri! Kur’an’ı abdestsiz mi okuyacaksın?”
Ömer ona: “Sana, abdestsiz Kur’an okunmaz fetvasını kim verdi? Müseylimet’ül Kezzap mı?”[4]
5- Buhari’nin naklettiğine göre Hz. Peygamberin (s.a.v.), Bizans imparatoru Heraklius’a gönderdiği İslam’a davet mektubunda, Kur’an’dan şu âyet yazılı idi: (Hıristiyan olan Heraklius, bu mektup elindeyken sizce abdestli miydi?)

قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهٖ شَيْپًا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

KELİME-İ ŞEHÂDET 'İN EN KISA TÜRKÇE AÇILIMI

KELİME-İ ŞEHÂDET 'İN EN KISA TÜRKÇE AÇILIMI - Mustafa Tulukcu

KELİME-İ ŞEHÂDET:

أَ شْهَدُ أَنْ لا إِلَـهَ إِلاَّ اللّهُ وَ أَ شْهَدُ أنّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ
 "Eşhedü en laa ilaahe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden abduhüü ve rasuulühü"

YANİ:

“Allah’tan başka hiçbir ilâhın olamayacağına, (sahteleri her zaman olmuştur)
kanun koyma ve yönetmede tek otoritenin Allah olduğuna,
en iyi ve en doğruyu sadece Allah’ın bildiğine,
Allah’ın gönderdiği bütün yasaların en güzel olduğuna kalpten inanıyor,
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna da yine kalpten tanıklık ediyorum.” demektir.

ANEKDOT - BAVULA KİM KOYDU?

ANEKDOT - BAVULA KİM KOYDU?
Bavula kim koydu?

Yazar Ronald Knox birgün, bir bilim adamı ile dini bir sohbet sürdürüyormuş.
Bilim adamı, şu mantığı yürütmüş:
“Milyonlarca gezegenin bulunduğu bir evrende, bunlardan en azından birinde, hayatın tesadüfen ortaya çıkması kaçınılmaz değil midir?”
Knox şöyle cevap vermiş:
—Eğer Scotland polisi bavulunuzda bir ceset bulsaydı, onlara: “Dünyada milyonlarca bavul var, birinde ceset bulunması kaçınılmazdı” mı dersiniz? Sanırım yine de onu oraya kimin koyduğunu bilmek isteyecekler.


أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ أَمْ هُمْ الْخَالِقُونَ أَمْ خَلَقُوا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بَل لا يُوقِنُونَ
Acaba onlar, herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar?
Yoksa kendileri mi yaratıcı?
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattı?
Hayır!  Onlar bir türlü  anlayıp inanmak istemiyor.

Kur’an – Tur 52 / 35,36
●●●