VAHŞİ'NİN PEK BİLİNMEYEN YÖNÜ (1)
Hz Peygamber (s.a.v.) Mekke’nin fethinden sonra Vahşi bin Harb'e haber göndererek onu da İslâm'a davet etti Vahşi, Hz Peygamber’e (s.a.v.) şu haberi gönderdi:
"Ya Muhammed! Beni İslam'a nasıl davet edersin? Sen her yerde: “insan canına kıyan veya Allah'a ortak koşan veya zina eden bir kimse mahşer gününde günahlarıyla karşı karşıya gelir Kıyamet gününde azabı kat kat arttırılır Cehennemde ebediyyen kalır,” diyorsun. (Bkz. Furkan 25/68-69) Halbuki bende bu günahların hepsi var?!”
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) O’na şu ayetle cevap gönderdi:
إِلا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحاً فَأُوْلَئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللَّهُ غَفُوراً رَّحِيماً
“Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”[2]
Bunları duyan Vahşi:
"Bu ifadede ‘ancak tevbe eden, iman edip salih amel işleyenler istisna’ diyor. Bu benim için çok zor bir şart. Belki de ben buna güç yetiremeyeceğim?”
Resulullah (s.a.v.) bunun üzerine O’na şu ayeti haber verdi:
إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاءُ
"Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar.”[3]
Vahşi:
“İyi ama bu da Allah'ın isteğinden sonra oluyor Allah beni affeder mi affetmez mi, ben bunu nereden bileceğim?”
Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi:
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!